GATS’nin Açılımı Nedir? – İzmirli Bir Gençten Mizahi Bir Bakış
GATS’nin Açılımı: Sadece Bir Başlangıç
Evet, arkadaşlar, yine bir soru karşınızda. “GATS’nin açılımı nedir?” Bu kadar basit bir soruya ben de bir o kadar ciddiyetle yaklaşacağım. Ama ne yazık ki, hayat bazen o kadar sıradan oluyor ki, bu tür sorulara verilen cevaplar da genellikle sıradan oluyor. Neyse ki ben öyle biri değilim; ama her şeyin de bir sınırı var. Şimdi gelin, bu sorunun cevabına başlarken bir de bakalım gündelik hayatımda GATS’nin açılımını arayan biri olsaydım neler olabilirdi?
“Ya şu GATS nedir ya?” diye düşünürken:
Geçen hafta, çok değerli arkadaşım Mert’le buluştuk. Gündem tabii ki biziz, her zamanki gibi. Her zaman olduğu gibi, bir şarkı açıp onu üstüne saatlerce sohbet etmeye başladık. Ama o kadar dağılmayı beklemiyordum. Bir anda Mert bana dönüp, “Abi, bu GATS nedir ya?” diye sordu. Tabii ki, bir anda donakaldım. Mert gerçekten böyle bir soru soruyorsa, bu olayın arkasında başka şeyler olmalı diye düşündüm.
“Abi, GATS işte… sen de ne kadar sorgusuz, sualsiz takılıyorsun. Hani ‘Global Agreements on Trade Services’ falan diye biliyorum ama kimseye açıklama yapma,” dedim.
O anda iç sesim devreye girdi: “Ne alakası var ya, GATS falan değil bu iş… Senin aslında ‘General Audience Thinker Series’ diye bir şey olduğunu bile ima etmedin, Mert.” Neyse, Mert bir anda kahkaha attı ve “Hah! Sen de takılma böyle şeylere!” dedi. O kadar komikti ki, her şey bir anda ‘GATS’ üstüne kuruldu. Kısacası, bizim Mert’in soru sormaya meyilli, sağa sola laf atmaya alışkın hali, hayatımı çok daha enteresan hale getiriyor.
GATS: Global Agreement on Trade Services (Ama Bunu Şimdi Kimseye Söyleme)
Şimdi ciddiyetle açıklayalım, GATS nedir? Her şeyden önce, GATS, “Global Agreement on Trade in Services” yani “Hizmet Ticareti Anlaşması”dır. Dünya Ticaret Örgütü (WTO) altında bir anlaşma olarak kabul edilir ve 1995 yılında yürürlüğe girmiştir. Ama ben de diyorum ki, bu kadar ciddiyet olmasın, ne var yani? “Dünya Ticaret Örgütü” deyince ben direkt o devasa, gri binada oturup elindeki evraklarla halkı yöneten biri gibi hayal ediyorum. Ama tabii ki, herkesin bildiği şeyler hakkında değil, ben biraz daha gündelik hayattan bir perspektifle bakmaya çalışacağım.
İzmirli olduğum için, bu tür resmi ve kurumsal terimler beni bazen o kadar sıkıyor ki, kendimi o kadar karmaşık bir şeyin içinde buluyorum ki, iki gün sonra unutuyorum zaten. Ama GATS’i biraz daha eğlenceli hale getireceksek, şunu söyleyebilirim: GATS, aslında ülkelerin birbirlerine “Ya biz sana hizmet verelim, sen de bize hizmet ver!” dediği bir anlaşma gibidir. Yani bu bir tür hizmet alışverişi anlaşmasıdır.
“Hizmet mi? Ne tür hizmet?” diye sordum tabii:
Mert’e bu şekilde açıklamamı yaptım. O da bana çok anlamamış bir şekilde bakınca, şunu söyledim:
“Mesela, sen benim kahvemi alırsın. Ben sana kahve satarken, sen bana güzel bir espri yaparsın. Bu da bizim bir tür GATS anlaşmamızdır!”
Ama Mert yine “Yani? Şimdi bu kadar mı önemli?” diye sordu. Ben de düşündüm ve “Evet, aslında oldukça önemli. Çünkü dünya ticaretinin çoğu bu tür anlaşmalarla dönüyor,” diye yanıtladım.
GATS’nin Ciddiyeti: Tabii, Ama Benim Bakışım Farklı
Şimdi, biraz daha ciddi olalım. Dünya ekonomisi, gerçekten de bu tür anlaşmalarla şekilleniyor. GATS, dünya çapında hizmetlerin ticaretini kolaylaştırmaya yönelik bir çerçeve sunar. Örneğin, bir ülke, sağlık, eğitim, turizm gibi hizmetleri bir başka ülkeye satabilir. Hatta uluslararası bankacılık hizmetleri bile bu anlaşmalar çerçevesinde işlem görür. Burada espri yapmak çok zor, değil mi? Çünkü konunun derinliği, ağırbaşlı bir şekilde açıklanmayı gerektiriyor. Ama yapacak bir şey yok, işin içinde ben varım.
İç Sesim: “Abi, ciddi olman gerekse de, ben yine şunu yapacağım.”
Bu esnada, iç sesim yine devreye giriyor: “Oğlum, tamam, ciddi ol ama bir yere kadar.” Neden mi? Çünkü GATS, işin içine eğlence katılamayacak kadar önemli bir konu değil. Hadi, şimdilik biraz daha eğlenceli tarafta kalalım, ne de olsa ben “İzmirli esprili genç”im.
GATS’ten Hayatımıza Birkaç Yansıma
İzmir’de bir kafe düşünün. O kadar samimi, o kadar rahat bir yer ki, içeride bir müzik çalıyor, herkes sohbet ediyor, çaylar sıcak. Orada bir GATS anlaşması olsa, tam anlamıyla şöyle olurdu: Sen bana bir kahve ver, ben de sana bir espri. Hem de esprinin 10 çeşit alternatifiyle, bazen de hiç konuşmadan. Ama, şaka bir yana, GATS aslında ülkelerin bu tür hizmetlere daha kolay erişmesini sağlıyor. Yani her şey aslında “Seninle ben çalışabilirim, seninle ben anlaşabilirim” modunda bir değiş tokuşa dönüşüyor.
Mesela, bir arkadaşım, eğitim sektöründe bir şirket kurmuştu. Türkiye’den yola çıkıp, Avrupa ve Asya pazarlarında eğitim hizmetleri veriyor. İşte, tam olarak bu GATS sayesinde, ülkeler arasında daha kolay hizmet ticareti yapılabiliyor.
Sonuçta… GATS’yi Kabullenmek!
Tabii ki, ben GATS hakkında konuşurken bir an durup, “Gerçekten bu kadar önemli mi?” diye soruyorum kendime. Ama sonra bakıyorum, dünya ekonomisinde her şey birbirine bağlı ve sonuçta GATS de önemli bir parça. İşte o an, bir de bakıyorum ki, Mert’e GATS’i anlatan bir sürü şey söylemişim. Ama ne var, hayatta her şeyin mizahı da var.
Şu an bile içimden şunu düşünüyorum: “Abi, GATS’i ciddi bir şekilde açıklarken o kadar espri yapmalıydım ki, bu yazı daha eğlenceli hale gelsin.” Ama işte, bazen hayatta en ciddiyetle alınan şeyler, bir sonraki espriye dönüşüyor. Sonuçta, GATS falan diye açıklamalar yaparken, önemli olan ne? Hayatın tadını çıkarmak, birazcık espri yapmak ve bir an olsun, derin düşüncelere dalmak.
Son Söz: GATS Bize Ne Öğretiyor?
Sonuçta GATS, sadece ekonomik bir anlaşma değil, aynı zamanda yaşamın her alanında farklı bakış açılarını birleştiriyor. Hem ciddi, hem eğlenceli, hem de her an her yerde karşımıza çıkabilecek bir kavram. Öyle ki, bir kahveci dükkanında bile GATS ruhunu hissedebilirsiniz. O yüzden, hayatın tadını çıkarın, GATS’i kabul edin, ama asla ciddiyetin içinde kaybolmayın!